Son dakika haberi bulunmamaktadır.   İletişim  
Haberkulesi.com

Anasayfa | Tv Reytingleri | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Sıla dizisinin ağası Mehmet Akif Alakurt röportajı

''Şimdiye kadar onun gibi yakışıklı bir ağa görmemişti milletimiz. Sadece yakışıklı değildi üstelik bu ağa; duyarlıydı, duygusaldı. Beyaz camın arkasından öyle bir bakış fırlatıyordu ki, insan bu an hiç bitmesin istiyordu.''

Kategori  Kategori : Ünlülerle röportajlar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 104883
Tarih  Tarih : 29 Nisan 2007, 20:25

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

"Sıla" yoğun gidiyor, neredeyse nefes alamıyorsunuz. Hayatınızı sadece "Sıla" dolduruyor olmalı.

Yüzde 50'sini "Sıla" dolduruyor. Sonrasında yapacağım şeyler kafamı daha çok meşgul ediyor. Kendimi geliştirmeye çalışıyorum, insanlarla görüşüyorum. Hayatta strateji edinilen şey önemli.

Ne için bu stratejiler, kafa yormalar?

Sinema için. Aklımda olan şey bu, çok istiyorum sinema açıkçası. İste ben bu karakteri oynamalıyım diyeceğim senaryoyu bekliyorum.
 
"Sıla" zirvede gidiyor, gazeteler dizinin ve sizin başarınızdan söz ediyor. Siz nasıl görüyorsunuz, bu dizi
sizin için bir basamak mı?

Basamak olarak görmedim açıkçası. Keyif alıyorum Boran'ı oynamaktan. Ama dizi işleri bir yerden sonra rutine giriyor. Biz uzun soluklu bir yola çıktık. Sonuçta ortada bir başarı var. Başarı devam ettiği ve İnsanlar talep ettiği sürece bu iş sürecek. Halk beğenmese devam etmez zaten.

Tamam da bir taraftan da bakıyorsun, konular kendini tekrar etmeye başlıyor. Halk beğeniyorsa uzatalım gibi bir durum oluyor sanki.

Yok, böyle bir şey olduğunu ben zannetmiyorum. Eğer tekrara düşüyorsa da senaristlerin hatasıdır.

"Hacı", iddialı bir yapımdı ve aslında siz esas orada fark edildiniz.

Gerçi ben Best Model seçilerek daha önce fark edilmiştim. Ama oyunculuk adına en iyi performansımı o dizide gösterdim. Aslında ''Hacidaki Ahmet karakteri o kadar etkin bir karakter değildi, Orada bizim oyunculuk yeteneğimizle öne çıktı. Zaten onun üzerine beş tane teklif aldım.

Yolunuzu açtı yani...

 Evet, zaten hayatta da böyledir. Doğru yolda gidiyorsan, karşılığını alırsın. Mümkün
mertebe işini şansa bırakmamak lazım. Aklımın el verdiği doğrultuda, inandığım işe gidiyorum,

 27 yasindesiniz, ama çok daha olgun görünüyorsunuz. Siz kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?

Öyle görüyorsanız ne güzel. Bu biraz hayata bakış açısıyla alakalı. Hoppa bir insan değilim. 15 yaşındayken 20 yaşında gibi gösterdiğim söylenirdi,şimdi de 35 yaşında bir insanın düşüncelerine sahibim. Hayata o olgunlukta bakıyorum.

Hayatta sizi bu kadar olgunlaştıran ne oldu?

Ailem beni böyle yetiştirdi. Çok küçük yaşımda, çok büyük şeyler söylediler.Tabii onların anlatmasıyla olacak değil,demek ki benim karakterim de buna yatkınmış.

Yola çıkarken ne yapmak istediğinizi bilerek mi devam ettiniz? Aslında biraz şans eseri model olmaya kararvermişsiniz.

İnsanların ideallerinin oluştuğu zamanlar vardır ya, modellik öyle bir zamanda gelişti. Televizyonda
 bir modellik yarışmasını gördüm ve ''Benim Best Model Türkiye olmam gerekiyor" dedim. O günden sonra bu işi nasıl yapabileceğimle alâkalı kafa yormaya başladım ve oldum.

Herkes televizyonda gördüğü bir şeyden etkilenir de, amacına bu kadar kolay ulaşamaz, idealinize ulaşmak hiç kapı çaldınız mı?

 Hayatta şans ve inanç çok önemli. Eğer temiz kalpliysen, Allah karşına çıkarıyor. Tabii fırsatları da iyi değerlendirmek lazım. Kararımı verdikten sonra hemen gidip ajansa kaydoldum. İki ay sonra Best Model teklifi geldi. Yani, ben kimsenin kapısına gitmedim, onlar teklif etti.

Televizyonda bu yarışmayı seyretmemiş olsaydınız, sizce şimdi ne yapıyor olurdunuz?

Muhtemelen baba mesleğini devam ettirirdim; ticaretle uğraşırdım. Ama hayat ne kadar garip değil mi, bir an, hayatınızın tamamını etkileyebiliyor.

Üniversiteye gitmek gibi bir planınız yok muydu?

 
 
Askerden sonra düşünüyordum. Ama öncesinde modellik işin içine girince tamamen oraya yoğunlaştırn. Bu arada üniversiteyi atlayıp, geçmiş oldum.
 
 
 
 
Oyunculuk neden sonra idealiniz oldu, size ilk kim senaryo ile geldi?

ilk olarak Gold filmden Faruk Turgut geldi, "Kırık Ayna" dizisi için. Benim idealim modellikti ve yurtdışında bir
şeyler yapmak istiyordum; aslında hâlâ daha istiyorum. Paris'te bir defileye çıkmak hayallerimden biri.

 Bunun için bir şey yapıyor musunuz?

 

Artık yapacak bir şeyimiz yok ki, çağıracaklar gidip çıkacağız,
 
 
 
18 yaşında, sıradan bir hayattan renkli bir dünyanın içine girmek nasıldı, modellik yıllarınız nasıl geçti?

Ben işimi yaptım. Podyuma çıkmak çok keyifliydi. Işıltılı hayatlarla, güzel mekânlarla işim olmadı.

 
 
Model olmaya karar verip olmuşsunuz, ardından başroller gelmiş. Her şey göründüğü gibi sorunsuz mu ilerledi, sizi vazgeçme noktasına getiren, zorlayan şeyler yaşamadınız mı?
 
 
 
 
Hiçbir şey kolay olmadı tabii. İşin arka tarafında bir sürü şey var. Bu yolda ilerlemek için çok iradeli olmak gerekiyor. İnandığım bir söz vardır: "Yerde değilsen kimse üstüne basamaz." Ben hiçbir zaman yerde olmadım. Birçok kez düşme noktasına geldim. Ayağımın tökezlediği, endişe yaşadığım zamanlar da oldu. Ama zorluklar beni hep daha güçlü kıldı.

Bu meslekte neler zorlar insanı? Kendinizi daha güçlü hissetmenizi sağlayacak neler yaşadınız?

İnsanlar zorlar. Benim güzel bir dünyam var, kendi içimde çok mutluyum. Ama bunu yıkmak isteyenler oluyor. Hayattan her zaman faydalı şeyler istemişimdir, kimseye zararım olmaz. Ama insanoğlu bunları zorluyor, zorlaştırıyor. Kendilerinin huzursuz dünyaları olduğu için, başkalarını da o dünyanın içine çekmeye çalışıyor, İnsanlar dünyaya her zaman tertemiz gelirler; insanı, insanlar kirletir.

 
 
Yolunuz biraz tesadüfler sonucu belirlenmiş. Bundan sonra da bambaşka bîr şey karşınıza çıkıp, yolunuzu değiştirebilir mi?

Tabii olabilir, benim her zaman bir B planım vardır. Kötü şeylere hazırlıklıyım. Güç, saldırıya hazırlıklı olmaktır, saldırmak değildir. Ben hiçbir zaman ne oldum delisi olmadım. Başka bir yola girebilirim, dibe de vurabilirim. Ama kişiliğime güveniyorum; azınlıkta olan bir İnsanım. O yüzden de seviyorum kendimi. Bu küstahlık olarak düşünülmesin. Ben içimde mutluyum. Düşersem, kalkabilirim.
 

 
Şu anda çok seyredilen bir dizinin başrol oyuncususunuz. Bir oyunculuk eğitiminiz olmadığını ve
İdeallerinizin de sinema olduğunu düşünürsek, oyunculuğunuzu ispatlamak için ne yapıyorsunuz?

Okuyorum ve oyunculuğu anlamaya çalışıyorum. Mümkün olduğunca oynamamaya çalışıyorum. Benim oyunculuğa bakış açım, oynamamak. Oyunculuk adına İdollerim, Tom Hanks ve Antony Quin. Ama onlar kadar iyi olmak her baba yiğidin harcı değildir. Zaten, milyonlarca insan onlar gibi olmak ister. Benim tek farkım, bu benim için kuru bir hayal değil.

Boran karakteri, "ağır abi" bir karakter, Röportajlarınızda o karakterin size yakın olduğunu söylüyorsunuz. Boran'ın ağırlığını bozmamak gibi bir endişeniz var mı?

Yok, öyle bir şey hissetmiyorum. Beni takip edenler zaten bunu bilirler. Boran benim işim. Düzgün bir karakter, güvenilir bir insan; onu seviyorum. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu ,söyleyeyim demişler. Mesela, Boran arkadaşım olabilirdi.

17 yaşında hayatın içine atılan Mehmet Akif, nasıl bir aileden, nasıl bir hayattan geldi?

 
 
Tam anlamıyla Türk örf ve geleneklerine bağlı bir ailem var. Beni de aynen öyle yetiştirdiler; geleneklerine bağlı bir insanım. Kardeşlerin en küçüğü benim, üç ablam, iki ağabeyim var.
 
 
 
 
Yaşamınız hangi semtte geçti?

Çocukluğum Kadırga, Kumkapı'da geçti. Şimdiki halini çok bilmiyorum ama farklı bir yerdir orası. Mesela, bir karakolu vardı, torpil atıp kaçardık sürekli. Polisler çıkıp bizi kovalardı. Okulun bahçesinde top oynardık, trene binerdik, Halkalı'ya, Bakırköy'e, Sirkeci'ye giderdik. Balık tutardık, denize girerdik, bisiklete binerdik. Çok hareketli bir çocukluğum oldu.

Gençliğinizi de dolu dolu yaşadınız mı? Tam da Best Model seçildiğiniz yıllara denk geliyor... O renkli dünyanın içinde sizin nasıl bir hayatınız vardı?

Dolu doluluktan kimin ne anladığı önemli tabii. Gece kulüplerine gidiyorsan ve ne kadar çok kız arkadaşın varsa, o kadar sosyalsindir gibi şeyler bana çok "dolu doluluk" gelmiyor açıkçısı. Benim için dolu doluluk... Ya aslında bunu kimse anlamaz; benim için huzurdur, dolu doluluk. Sevdiklerinle bir sabah kahvaltısı yapmak bile olabilir bu. Biraz önce söz ettiğim şeyler arkasından entrika getirir ve aslında büyük birhoşluktur o. Yıkıcı hırslar da hana göre değildir. Ben Best Model olmak için ne kendimden Ödün verdim, ne de başka bir şeyden. Sadece gerekeni yaptım. O yüzden de mutluyum, kimse bana hak etmedin diyemez. Hak etmediğim hiçbir şey yok hayatımda. Gerekeni yaparım, olmazsa kendimi suçlarım, "Gerekeni yapamamışsın Akif derim.

"Akif" mi derler size? Çok karizmatik bir adınız var.

Evet, "Akif' derler. Mehmet Akif de çok kullanılır. Seviyorum ismimi; özel ve önemli bir isim.

Hayatınıza insanların girmesinin zor olduğunu söylüyorsunuz. Sizin "arkadaşlık şartlarınıza uymayıp, hayatınızdan çıkan insanlar oldu mu?

 Hayatımdan kimse çıkmadı, ben çok insan çıkardım. Hayatıma girenler çıkmaz istemez açıkçası, zorla kimseye bir şey yaptırmam. Zamanında yaptım, ama kimseyi değiştiremeyeceğimi öğrendim. Hassas düşünürüm, çok vericiyimdir. insanlar, birbirini maddi ve manevi olarak sömürmek üzerine bir ilişki yaşıyor. Benim elimde bir şey varsa, o yanımdakilerindir. Ama samimi olursa...

 Hep samimiyet aradığınızı söylüyorsunuz da, bu devirde samimiyet bulmak zordur. Bu arayış size mutsuzluk olarak geri dönmüyor mu?

Dışarıdan bakıldığında küçük bir hayata sahip gibi görünüyor olabilirim. Ama benim yaşadığım, çok büyük bir dünya. İstersem, her gün farklı bir insanla görüşürüm, aklınıza gelecek her şeyi yaparım. Ama bu beni yıpratır. Ben yalnızken daha mutluyum. Gözlerini kapadığında içinde konuştuğun biri daha vardır, eğer onla iyi anlaşıyorsan mutlu insansındır.

Konu ne olursa olsun ağzınızdan hep ideal kelimeler çıkıyor. Bu kadar idealin peşinde olmak yorucu değil mi?

 

 
Yorucu tabii. Çok enderdir benim rahat oturduğum. Yerimde kim olsa, koltuğa
yayılıp, işin keyfini çıkarır. Ben hâlâ öyle değilim.
 
 
 
 
Herhalde sizin de hayatınızda yaptığınız hatalar vardır

Vardır tabii, olmuştur, evet var var. Ama ne olduğunu söylemem.

Zayıflıklarınızı göstermekten korkar mısınız?

Genel olarak zayıf bir yönüm yok. En zayıf tarafım duygusal oluşum. Bunun zararını gördüm.

Müzik ve dans çok sevdiğiniz şeylermiş ama sevdiğiniz bir parça duyunca içinizden dans edermişsiniz.
Neden dışınızdan değil de içinizden? Karizmaya zeval gelmesin diye mi?

Yok, aslında şunu söylemek istemiştim: içimden de dans edebilirim, mutluluğumu İçimde de yaşarım. Bunun için illa kendini  teşhir etmeye gerek yok. Kendini rezil etmediğin sürece, istediğin gibi dans edebilirsin. Bir şeyi yapacaksam tam yapmak isterim, yapamayacaksam içimden dans ederim,

Nerede, nasıl eğlenirsiniz?

Her yerde eğlenirini. Bir kafede otururken bile... Bir dünya politikası var: "Bugün cumartesi, gece dışarı çıkacaksın ve eğleneceksin!" eniyor, insanlar da buna itaat ediyor. Ben bunu reddediyorum. İçimden gelmediği sürece, biz genciz, gece çıkmalıyız, içki içip eğlenmeliyiz, kızlarla beraber olmalıyız diye bir şey yok. Zorlama şeyler bana ters. Dün akşam evimde film seyrettim, playstation oynadım; çok eğlendim. Bazen de hiç eğlenmiyorum. En büyük idealim dünyadan huzurlu bir şekilde göçüp gitmek. Para pul  için yaşayan biri  değilim.

Sizin için ne kadar önemli para?

Hiç önemli değil. Ama hayatta istediğim bazı şeyler var
ve maalesef parayla satın alınıyorlar.

Kazandığınız parayı kolay harcar mısınız?

 İhtiyacım olan şeyi alırım.Onun dışında "Paramız var, yiyelim arkadaşlar" gibi bir durum yok. Aldığım şeyin bana ne kadar katkısı olacak diye bakıyorum. Çok İstediğim bir şeyin ne kadar olduğu da çok önemli değildir.

Hayattaki lüksleriniz ne?

 
 
Seyahat etmek. Birkaç yer dolaştım. Bu yaz da İspanya'ya ve Afrika'ya gitmek istiyorum.
 
 
 
Popülariteniz aşk hayatınızı nasıl etkiliyor? Anketlerde en yakışıklılar arasında gösteriliyorsunuz. Bunlar egonuzu da okşuyordur...

Bu işler, çok tehlikeli işler. Kimseyi tanımıyorsun ama seni herkes tanıyor. Bu işlere girmeden önce dikkat çekmeyen biriysen ve bu işlerden sonra insanlar sana ilgi göstermeye başladıysa, onun sersemliğini yaşayabilirsin. Bunu önemsemekle de alakalı. Bazı insanlar bir mekâna girdiğinde itibar görmek ister. Ama benim hiçbir zaman öyle dertlerim olmadı. Ben kişiliğime gösterilen saygıyla ilgileniyorum, yakışıklılığıma gösterilen itibarla değil.

Âşık olduğunuz kadınların genellikle ortak özelliği nedir, Mehmet Akif neye âşık olur?

Bağlılığa ve kendine güvene. En önemlisi de zaafsız olmaya. Ben zaafa katlanamıyorum.

Bununla ilgili yaşadığınız bir şeyler olmalı. Bunu her röportajınızda söylüyorsunuz, nasıl zararını gördünüz, ne yaşadınız?

Yaşamakla alâkalı değil, görüyorsunuz zaten. Bir kere içinde bulunduğun durumdan memnun olmalı. Bu memnuniyetsizliği hissedersin. Zaafı olan insanı kandırmak kolaydır, o zaafını bilmek yeterli.

Peki, siz ilişki içindeyken nasıl biri oluyorsunuz?

Benim yanımdaki kadın her zaman güvendedir. Hak ettiği her şeyi vermeye çalışırım; elimden geldiği ölçüde. İlgi, şefkat, her şeyi...

Erkekler genelde sevgilerini gösteremez diye biliriz.

Ben gösteririm, öyle bir poz durumum yoktur.

Bir kadın sizi nasıl mutlu eder?

Nasıl mutlu eder biliyor musun, içtenliğiyle. Ama gözlerinde çakallık varsa, benimle zekâ yarışına giriyorsa, hayatımda yeri olamaz.

Biraz daha anaç kadınlar ilginizi çekiyor sanki. Sevgiliniz gömleğinizi ütülesin, sofranızı hazırlasın...

 
 
Eğer onun yapması gerekiyorsa o yapsın. Yeri gelir, ben de yaparım. Ama genel anlamda hoşuma gider sabah kahvaltının hazır olması, yemeğin yapılması...

Siz bunun karşılığını nasıl verirsiniz?

 Ben de kahvaltı sırasında çay doldururum (gülüyor). At gözlüğüyle bakan bir İnsan değilim hayata. Mesela, bazen hata yaparım ve özür dilemeyi de bilirim. Aslında hata yapmak bana yasak. Çünkü ben kendi kendimi yiyip bitiriyorum. Uyuyamıyorum, kafam allak bullak oluyor. Onun için kimseyi üzmemeye çalışırım.

 
 
"Sıla" dizisinde ilk evlendiğiniz eşinizi canlandıran Leyla Başak, gerçek hayatta sevgiliniz. Nasıl gidiyor ilişkiniz?

Oralara girmeyelim.

İlişkiniz evliliğe doğru gidiyor gibi görünüyor.

 Özel hayat yok!

 
 
Peki, aşkın sizdeki çağrışımı ne?

Bu biraz karışık bir soru. Hep şöyle demişimdir: Karım olacak kişide çocuğumu görmek isterim. Benim için aşk böyle bir şey.

Peki, Leyla da gördünüz mü çocuğunuzu?

Bakacağız (gülüyor)...

Kaynak : Hülya dergisi
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Ünlülerle röportajlar

En Çok Okunan Haberler

ANKET

Hangi Marka Cep Telefonunuz Var ?









Tüm Anketler

Yayınlanan haber ve yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz.Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden ve sitedeki haberlere yapılan yorumlardan Haberkulesi.com sorumlu değildir. Haberkulesi.com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Haberkulesi.com © 2007-2015 Tüm hakları saklıdır.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Gizlilik Politikamız