Hayatını Ertelemek: “Sonra Yapacağım” Döngüsü

Hayatını ertelemek çoğu zaman fark edilmeden gelişen bir süreçtir. İnsan genelde bunu tembellik olarak yorumlar ya da “şu ara motivasyonum yok” diye açıklar. Ama mesele çoğu zaman bundan daha derindir. Çünkü erteleme davranışı sadece yapılacak bir işi geciktirmek değil, aslında hayatın kendisini askıya almaktır. “Sonra yaparım” cümlesi ilk başta masum gibi görünür ama tekrar ettikçe bir döngüye dönüşür. Ve bir noktadan sonra kişi sadece işleri değil, kararları, değişimleri ve hatta kendi potansiyelini bile ertelemeye başlar. Bu durum, samsun psikiyatri alanında da sıkça ele alınan önemli bir davranış döngüsüdür.
Bu döngünün en dikkat çekici tarafı, kişinin çoğu zaman bunun içinde olduğunu fark etmemesidir. Yapılması gereken şeyler bellidir ama sürekli bir “doğru zaman” beklentisi vardır. Daha enerjik olunca, daha hazır hissedince, şartlar biraz daha uygun olunca başlayacağını düşünür. Ancak o “doğru zaman” neredeyse hiçbir zaman gelmez. Çünkü sorun zaman değil, zihinsel süreçtir.
Ertelemenin arkasında genelde üç temel mekanizma çalışır. İlki mükemmeliyetçiliktir. Kişi bir şeyi yapacaksa çok iyi yapmak ister. Ama bu beklenti o kadar yükselir ki başlamak zorlaşır. Çünkü yapılan şey yeterince iyi olmayacak gibi hissedilir. Bu da başlamamak için güçlü bir bahane üretir. “Şu an yapmayayım, daha iyi yapabileceğim bir zamanda başlarım” düşüncesi devreye girer. Bu aslında gizli bir kaçınmadır.
İkinci önemli neden başarısızlık korkusudur. Bir şeye başlamak, aynı zamanda başarısız olma ihtimalini de kabul etmek demektir. Bu da birçok kişi için rahatsız edicidir. Bu yüzden kişi bilinçli ya da bilinçsiz şekilde harekete geçmeyi erteler. Çünkü başlamadığı sürece başarısız olma ihtimali de ortadan kalkmış olur. Bu kısa vadede rahatlatıcıdır ama uzun vadede ciddi bir tatminsizlik yaratır.
Üçüncü mekanizma ise duygusal kaçınmadır. Yapılması gereken şey bazen sıkıcı, zor ya da streslidir. İnsan zihni doğal olarak rahatsızlık veren durumlardan kaçınmak ister. Bu yüzden kişi o an daha kolay ve keyifli olan şeylere yönelir. Sosyal medyada vakit geçirmek, gereksiz detaylarla uğraşmak ya da sürekli plan yapmak bu kaçınmanın en yaygın yollarıdır. Kişi aslında “hiçbir şey yapmıyor” değildir, sadece asıl yapması gereken şeyi yapmıyordur. Bu tür kaçınma davranışları, samsun psikiyatri değerlendirmelerinde sıkça karşılaşılan örnekler arasındadır.
Bu döngü zamanla daha da güçlenir. Çünkü her erteleme, zihinde bir alışkanlık oluşturur. Kişi erteledikçe kısa süreli bir rahatlama hisseder. Bu rahatlama davranışı pekiştirir. Yani erteleme sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda öğrenilmiş bir başa çıkma yöntemidir. Bu yüzden kırılması da düşündüğünden daha zor olur.
Bir süre sonra kişi kendine olan güvenini de kaybetmeye başlar. Çünkü sürekli plan yapıp uygulamamak, zihinde şu algıyı oluşturur: “Ben zaten yapamıyorum.” Bu da yeni şeylere başlama isteğini daha da azaltır. Böylece döngü sadece davranışsal değil, aynı zamanda duygusal bir hale gelir. Kişi hem ertelemeye devam eder hem de bundan dolayı kendini kötü hisseder.
Bu noktada birçok kişi çözümü daha fazla motive olmaya çalışmakta arar. Ama motivasyon çoğu zaman başlangıç için yeterli değildir. Hatta çoğu zaman motivasyon, harekete geçtikten sonra ortaya çıkar. Yani beklenen şeyin tam tersidir. Önce hissetmek değil, önce yapmak gerekir. Bu da erteleme döngüsünü kırmanın en kritik noktalarından biridir.
Peki bu döngü nasıl kırılır? Öncelikle ertelemenin bir “irade zayıflığı” olmadığını kabul etmek gerekir. Bu bir alışkanlık ve zihinsel süreçtir. Bu yüzden çözüm de daha gerçekçi olmalıdır. Büyük değişiklikler yapmak yerine küçük ve uygulanabilir adımlar atmak daha etkilidir. Örneğin bir şeyi tamamen yapmak yerine sadece başlamak hedeflenebilir. Çünkü en zor kısım genelde başlamaktır.
Aynı zamanda “mükemmel yapmak” yerine “yeterince iyi yapmak” anlayışını geliştirmek gerekir. Bu bakış açısı başlangıç direncini ciddi şekilde azaltır. Çünkü kişi artık kusursuz olmak zorunda değildir. Bu da hareket etmeyi kolaylaştırır.
Bir diğer önemli nokta ise duygularla ilişkiyi değiştirmektir. Yapılacak şey zor ya da sıkıcı olabilir. Bu normaldir. Ama bu duygular ortadan kalkmadan da harekete geçmek mümkündür. Yani “hazır hissetmeyi beklemek” çoğu zaman gereksiz bir beklentidir.
Eğer erteleme davranışı uzun süredir devam ediyorsa ve kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkiliyorsa, bu durum daha derin psikiyatrik süreçlerle ilişkili olabilir. Özellikle samsun psikiyatri alanında bu tür başvurular oldukça yaygındır. Kişi genelde “hiçbir şey yapamıyorum” diye ifade eder ama süreç incelendiğinde altında kaygı, özgüven problemleri ya da tükenmişlik gibi faktörler olduğu görülür.
Sonuç olarak hayatı ertelemek bir anda oluşan bir durum değildir. Küçük gecikmelerle başlar ve zamanla bir yaşam biçimine dönüşebilir. Ama bu döngü fark edildiği anda değiştirilebilir. Bunun için mükemmel bir zaman beklemek değil, küçük de olsa bir adım atmak gerekir. Çünkü çoğu zaman insanı ileri götüren şey büyük kararlar değil, tekrar eden küçük hareketlerdir. Ve o ilk küçük adım, düşünüldüğünden çok daha fazla şeyi değiştirir.