DOLAR 31,3846 0.47%
EURO 34,0615 0.55%
ALTIN 2.104,582,53
BITCOIN %
İstanbul
10°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Beyaz Haber Ajansı

Beyaz Haber Ajansı

01 Mart 2024 Cuma

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Eftal Gülbudak'ın yazıp yönettiği “Masal (Sözsüz Oyun)" adlı çocuk oyununu seyirciyle buluşturuyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Eftal Gülbudak'ın yazıp yönettiği “Masal (Sözsüz Oyun)" adlı çocuk oyununu seyirciyle buluşturuyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği “Masal (Sözsüz Oyun)” adlı çocuk oyununu seyirciyle buluşturuyor.  Oyun, 3 Mart 2024 Pazar günü 12.00’de Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde ilk kez sahneleniyor.

Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür.

“Masal”ın yazarı ve yönetmeni Eftal Gülbudak oyunu şöyle anlatıyor:

“Tiyatromuza ve masalımıza hoş geldiniz. Bu kez masalımıza ‘’Bir varmış bir yokmuş…’’ sözleriyle başlamayacağız. Çünkü masalımızda hiç söz yok. Ama masalımızın sonunda siz çocuklara ve anne babalara söylemek istediklerimiz var.

Sizlere bu masalı hazırlayan yaratıcı, üretken ve çalışkan sanatçılarımız; müzik, dekor, kostüm, aksesuar, ses, ışık, gölge, hareket, dans ve çok özel becerileriyle;  “Sorunlar karşısında bencil olmadan, el ele vermenin, birlikte mücadele etmenin ve adaletli paylaşımın önemini anlatacaklar’’. Masalımızın sonunda eminim siz de bu düşüncenin bir parçası olacaksınız.

Şimdi gong çalsın, perde açılsın… Dünyanın en önemli bestecilerinin müzikleri eşliğinde masalımızın kahramanlarıyla hep beraber yola çıkalım.”

Dramaturgisini Ergün Özdemir’in, efekt tasarımını Emre Ören’in,   koreografisini Eftal Gülbudak’ın, dekor ve kostüm tasarımını Aysel Doğan’ın, ışık tasarımını Fatih Mehmet Haroğlu’nun yaptığı, fotoğraflarını Sadi Ayan’ın çektiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor.

Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Tiroit Nodülleri Hakkında Çok Önemli Bilgiler!

Tiroit Nodülleri Hakkında Çok Önemli Bilgiler!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ses kısıklığı ya da sesinizde çatallanma oluyor, boynunuzda şişlik ya da yutkunurken hareket eden kitle hissediyor, nefes almada güçlük mü çekiyorsunuz?

Bu ve benzeri şikayetler; nefes borusunun ön kısmında yer alan, şekli kelebeğe benzeyen ve salgıladığı hormonlarla vücudun birçok fonksiyonunu düzenleyen tiroit bezindeki nodüllerden kaynaklanıyor olabilir! Acıbadem Taksim Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tamer Karşıdağ, tiroit bezinin içindeki bu sert kitlelerin genellikle çapları 2-3 cm’yi geçmeden gözle fark edilmelerinin güç olduğunu belirterek “Tiroit nodüllerinin kötü huylu olup olmadıklarının mutlaka teşhis edilmesi gerekir. Zamanında fark edilir, doğru değerlendirilir ve iyi bir takip yapılırsa hiç bir nodül tehlikeli hale geçemez. Tiroit nodüllerinin görülme sıklığı, özellikle ülkemizin kuzey bölgelerinde dünya ortalamasının biraz üzerindedir. Her 100 kişiden 3-7’sinde tiroit nodülü bulunur. Bunların yüzde 5-15’i kanserdir. Beslenme alışkanlıkları, iyot eksikliği ve genetik faktörlerin etkili olduğu yerlerde tiroit bezi büyümesi (guatr) daha sık görülmektedir. Fazla radyasyona maruz kalan bölgelerde ise tiroit kanser sıklığı artar” diyor. Prof. Dr. Tamer Karşıdağ tiroit nodülleri hakkında bilinmesi gereken 6 önemli bilgi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

 

  • Hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalıdır!

Tiroit nodülü olanların fazla kaloriden, hazır gıdalar ve işlenmiş gıdalardan uzak durmaları gerekir. Bunlar tiroit nodüllerinin daha hızlı büyümesine neden olur. Eğer herhangi bir yakınmaya neden olmuyorsa tiroit nodüllerini belli aralıklarla takip etmeleri gerekir. 

 

  • Bilinçsiz takviye kullanımı zarar verir!

Prof. Dr. Tamer Karşıdağ belirli gıdaların veya takviye gıdaların tiroit sağlığını iyileştirebileceğini kanıtlayan hiçbir bilimsel kanıt olmadığını vurgulayarak “Tiroit sağlığını geliştirmek için pazarlanan bazı takviye gıdalar zararlı bile olabilir. Ekstra iyot alınması tiroit sağlığına katkıda bulunmayacağı gibi, aksine fazla miktarda iyot almak bazı durumlarda zararlı olabilir. İyi dengelenmiş bir diyet gerekli iyot alımı için yeterlidir” diyor. 

 

  • Takip edilmeleri şarttır!

Tiroit nodülünde tanı koymak için klinik muayene sonrası ultrason ve basit hormon tetkikleri istenir. Gerek duyulursa iğne ile örnek almak gibi daha ileri tetkikler eklenir. Çoğunlukla elle yapılan muayene veya görüntüleme yöntemleri ile tesadüfen saptanırlar. Çok büyük bir kısmı iyi huyludur ve tedavi edilmeyi gerektirmezler ama takip edilmeleri şarttır. İyi huylu olduğu kanıtlanırsa, bir bulgu oluşturmuyorsa ve riskli bir büyüme hızı yoksa takip yöntemi uygulanır. Kanser tanısı konur veya biyopside şüphede kalınırsa, yutkunma veya nefes alma zorluğuna neden oluyorsa veya fazla miktarda tiroit hormonu salgılıyorsa tedavisi cerrahi olarak tiroit bezinin tamamını veya bir kısmını çıkarmaktır. Fazla tiroit hormonu salgılayan nodüller için radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.

 

  • Parfüm kullanmanın zararı yoktur, ama!

Boyuna parfüm sıkılması tiroit nodüllerine neden olmaz ancak bazı parabenler kanserin yayılmasında önemli etkiye sahiptir ve triklosan tiroit fonksiyonunu bozabilir. Hamilelik sırasında parabenlere maruz kalmak, tiroit bezinin fonksiyon bozukluğuna ve bebeğin özellikle de doğumda erkek bebeğin kilo almasına neden olur.

 

  • Hipotiroidi eğiliminiz varsa bu besinleri temkinli tüketin!

Soya içeren ürünler, lahana, brokoli ve karnabahar tiroit nodüllerine neden olmasa da bu ürünler iyot emilimini azalttığı için tiroidin hormon üretimini etkiler. İnsanlarda yeterli çalışma bulunmadığından, hipotiroidi eğilimi olduğu durumlarda bunları ölçülü olarak tüketmek daha güvenlidir. Bu sebzelerin içerdiği lif, C vitamini ve diğer besinler her durumda yarar sağlar. 

 

  • Tiroid hormonu zayıflamak için kullanılmamalıdır!

Prof. Dr. Tamer Karşıdağ “Kilo vermek için tiroit hormonu kullanmak hayati riske dahi yol açabilir. Eğer hekime danışmadan, bilinçsizce kullanılmaya çalışılırsa kas proteini kaybı, kemik erimesi veya kalp sorunları gibi önemli risklerle karşı karşıya kalınabilir” diyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

'EXTREMOPHYTE' deneyine ait materyaller Ege Üniversitesine ulaştı

'EXTREMOPHYTE' deneyine ait materyaller Ege Üniversitesine ulaştı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonu kapsamında uzaya giden Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği 13 deneyden biri olan ‘EXTREMOPHYTE’  deneyine ait materyaller, Uluslararası Uzay İstasyonundan Ege Üniversitesine ulaştırıldı. Tuz Gölü’nde yetişen Schrenkiella parvula isimli halofit bitkinin uzay ortamına karşı verdiği fizyolojik ve moleküler tepkilerin araştırıldığı deney kapsamında üniversiteye ulaşan materyaller, Egeli bilim insanları tarafından incelenecek. Deney sonucu oluşturulacak rapor, gelecekte uzay tarımı yapılması konusuna da ışık tutacak.

Bu önemli deneye ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin  ‘Milli Uzay Programı’ kapsamında ilk kez bir astronotumuz uzaya gönderildi. Astronotumuz Alper Gezaravcı 21 gün boyunca uzayda kaldı ve orada TÜBİTAK onaylı 13 farklı deney gerçekleştirdi. Yürütücülüğünü Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday’ın yaptığı, Doç. Dr. Barış Uzilday ve Prof. Dr. İsmail Türkan’ın da araştırma ekibinde yer aldığı ‘Ekstrem Halofit olan Schrenkiella parvula’nın Tuz Stresine Verdiği Yanıtların Uzay Ortamında Araştırılması- EXTREMOPHYTE’ deneyi, Gezeravcı’nın uzaydaki ilk deneyi oldu. Uzayda tarımın yapılabileceğine dair ilk deney oldu. Tüm dünyanın gözü üniversitemizde gerçekleştirilen bu deneylerin sonucunda olacak. Yerkürenin tarımsal alanları sınırlı. İnsan nüfusu artıyor. Küresel ısınma çok fazla. Çevre kirliliği tüm dünyanın gündeminde. Dolayısıyla yeni keşiflere ihtiyaç var. Bu keşiflerin arasında Mars ve Ay da yer alıyor. Bunlar gelecekte tüm insanlığın gündeminde olacak. Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümüne gelen uzayda denenmiş materyaller öğretim üyelerimiz tarafından takip edilecek. Uzayda tarımın başlangıcı adına da önem taşıyan deney sonuçları, üniversitemizce kamuoyuyla paylaşılacak. İlklerin üniversitesi olan Üniversitemiz  bir ilke daha imza atmanın bahtiyarlığı yaşıyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Milli Uzay Programı ile bilimin ışığında ‘Türkiye Yüzyıl’ını Türk bilim yüzyılı yapmak için daha çok çalışacağız” dedi.

“Uzayda tarımı başlattık”

Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday, “Alper Gezeravcı, uzay istasyonuna ilk gittiği gün deneyimizi kurmuştu.  10 günlük bir büyümenin sonrasında Türkiye’den giden tohumlar,  ilk kez uluslararası uzay istasyonunda  yetiştirilmiş oldu. Böylelikle Türkiye’ de ilk uzay tarımını da başlatmış olduk. Yetişen öneklerimiz, Astronotumuz Alper Gezeravcı tarafından hasat edildikten sonra bir fiksatif solüsyonun içine yerleştirildi. O solüsyon içerisinde yer çekimsiz ortam koşullarını tamamen sabitledik. Daha sonra Uluslararası Uzay İstasyonu’nda eksi 80 derecede depolandı ve geldiği kapsülde yine aynı koşullarda Dünya’ya getirildi. En sonunda da Axiom-Space araçlığı ile bizlere kargo yoluyla ulaştırıldı. Alper Gezeravcı’ya deneyimizin tamamlanma sürecinde gösterdiği emek için teşekkür ediyoruz” dedi.

“Tarihi bir ana tanıklık ediyoruz”

Tarihi bir ana tanıklık ettiklerini belirten Doç. Dr. Barış Uzilday, “Tarihi bir ana tanıklık ettiğimiz için çok heyecanlıyız. Ülkemizin uzayda yetiştirdiği ilk bitkinin örnekleri kuru buz içerisinde bize ulaştı. Araştırmamızın pek çok farklı yönü var. İlk olarak halofit bir bitkinin kullanılması önemli. Bu bitki aynı zamanda ağır metal ve düşük sıcaklık dereceleri gibi farklı streslere tolerans gösteriyor. Bitkimiz, ileride Ay veya Mars’ta tarım yapılmasına ve oradaki toprağın ıslah edilmesine öncülük edecek. Bundan sonraki aşamada bitkimizin öncelikle RNA’larını izole edeceğiz. Yerçekimsiz ortamda ve tuz koşulunda hangi genlerin ortaya çıktığını inceleyeceğiz. Çünkü bu koşullara bitkilerin adapte olmaları için farklı mekanizmalar var. Bu mekanizmalardan hangilerinin aktifleştiğini anlayabilirsek, ileride bunu tarım bitkilerine aktarma olasılığımız da olacak. Böylelikle uzayda daha ileriki zamanda kurulacak kolonilerde tarım yapmamızı kolaylaştıracak, ortama daha iyi uyum sağlamış bitkilileri yetiştirmemize olanak sağlayacak” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

“Bu İş Sandığından Büyük" Kampanyası Başlıyor Obezitede Hekim ve Hasta İş Birliği Önemlidir!

“Bu İş Sandığından Büyük" Kampanyası Başlıyor Obezitede Hekim ve Hasta İş Birliği Önemlidir!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günümüzde küresel bir salgın olarak nitelendirilen obezitenin, irade eksikliği ile açıklanabilecek basit bir yapıda olmadığı, aksine birçok faktörden etkilenen kronik bir hastalık olarak bireylerin bir hekim desteği ile baş edebilecekleri bir durum olduğuna vurgu yapılıyor. Novo Nordisk’in öncülüğünde başlatılan, “Bu İş Sandığından Büyük” kampanyası da toplumun obezite ile ilgili yanlış algılarını yok etmeyi, obezitenin bir hastalık olduğuna vurgu yapmayı ve bireylerin bu konuda doğru bilgiye ulaşmalarına destek olmayı hedefliyor.

Küresel bir salgın olarak görülen obezite, bireylerin hayatından ülke ekonomilerine kadar geniş çaplı etkileri olan bir hastalık. Uzmanlar, 2035 yılında dünya nüfusunun yarısını etkilemesi beklenen fazla kilo ve obezite ile mücadelede hekim desteği almanın önemini vurguluyor. “Bu İş Sandığından Büyük” kampanyası, obezitenin geleceğini değiştirmede toplumsal farkındalığı artırmanın önemine dikkat çekmeyi odağına alıyor. 

Gazeteci ve sunucu Mirgün Cabas’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen  “Bu İş Sandığından Büyük” kampanyasının tanıtım toplantısına katılan Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Jens Pii Olesen, Novo Nordisk Türkiye Klinik, Medikal ve Ruhsatlandırma Kıdemli Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır, Novo Nordisk Türkiye Pazara Erişim ve Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü Esra Gökşen ve kampanyada uzman desteği sağlayan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, obezite hastalığını çeşitli boyutları ile ele alarak kampanyanın hedefleri ile ilgili açıklamalar yaptı.

OLESEN: “OBEZİTE YÜZYILIN YENİ SALGINI OLARAK GÖRÜLÜYOR”

2035 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının obeziteli ve fazla kilolu olacağının öngörüldüğünü belirten Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Jens Pii Olesen, Türkiye’de ise günümüzde 20 milyondan fazla yetişkinin obeziteli olduğuna vurgu yaptı.

Olesen, sözlerine şöyle devam etti:

“Obezite, 30 kg/m2 veya daha yüksek VKİ (Vücut Kütle İndeksi) olarak sınıflanan ve fizyolojik, psikolojik, çevresel, sosyoekonomik ve genetik faktörler dahil pek çok faktörden etkilenen ilerleyici ve ciddi bir kronik hastalıktır. Ancak obezite bu kısa tanımdan çok daha fazlasıdır ve çözümü için uzun bir süreç gerekmektedir. Peki, obeziteyi neden salgın olarak nitelendiriyoruz? Yapılan araştırmalar sonucu 2025 yılına kadar tüm dünyada, 241 milyonu çocuk ve adolesan olmak üzere, 1 milyardan fazla kişinin obeziteden etkileneceği tahmin ediliyor.”

OLESEN: “BU SORUN HASTALARIN TEK BAŞINA ÇÖZEMEYECEĞİ KADAR ÖNEMLİ BİR TOPLUM SAĞLIĞI SORUNUDUR”

Konuşmasında obezite ile birlikte yetersiz beslenme ve iklim değişikliğinin yarattığı küresel sindemiye de vurgu yapan Olesen, sözlerine şöyle devam etti:

“Günümüzde obezite, yetersiz beslenme ve iklim değişikliği, insan sağlığı ve sağkalımına yönelik en ciddi üç tehdittir. Her ülkede ve dünyanın tüm bölgelerinde nüfusun çoğunu etkileyen bu üç tehdit, önemli bir küresel sindemi olarak tanımlanabilir; bu nedenle de aynı anda ve aynı yerde ortaya çıktıkları, birbirleriyle etkileşerek karmaşık sorunlara yol açtıkları ve altta yatan ortak toplumsal etkenleri paylaştıkları için bir sindemi veya sinerjik epidemi oluştururlar. Bu durum aynı zamanda, obezitenin birçok çevresel etkenden beslenmesinin ve bu nedenle de küresel çapta sağlık krizi haline gelmesinin bir sonucudur. Bu sorun, toplumun her kesiminin bu hastalıkla mücadeleye dahil olmasını gerektirmektedir. Biz de kampanyamızda, bu önemli konuda üzerimize düşeni yaparak, obezitenin bir hastalık olduğu konusunda farkındalık yaratmayı ve toplum sağlığına fayda sağlayacak çalışmalara imza atmayı hedefliyoruz.”

DR. BAHADIR: “TÜRKİYE’DE OBEZİTELİ BİREYLERİN SADECE %57’Sİ KRONİK BİR HASTALIĞA SAHİP OLDUĞUNUN FARKINDA”

Obezite riskinin Türkiye’deki boyutlarına dikkat çeken Novo Nordisk Türkiye Klinik, Medikal ve Ruhsatlandırma Kıdemli Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır ise şunları söyledi:

“Yapılan çalışmalar, bugün tüm dünyada yaklaşık 813 milyon yetişkinin obezite gerçeği ile yaşadığını gözler önüne serdi. Türkiye’deki tablo da ne yazık ki hiç iç açıcı değil. Türkiye’de her 3 yetişkinden 1’i obeziteli, 1’i ise fazla kilolu. Ve ne yazık ki yine bu verilere göre, Avrupa sıralamasında birinci sırada yer alıyoruz.

 IPSOS’un 2023 yılında Türkiye’de gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre;

-Fazla kilolu ve obeziteli kişilerde, obezitenin kronik bir hastalık olduğunun farkında olanların oranı sadece %57. 

-Bunun yanında, fazla kilolu ve obeziteli olduğunun farkında olmayan ancak “Farkında olsaydım bir hekime başvururdum” ifadesini kullananların oranı ise %26. 

-Herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle doktora giden fazla kilolu ve obeziteli bireyler arasında, doktoruyla obezite hakkında konuşanların oranı da % 52 olduğu görüldü.”

DR. BAHADIR: “DOĞRU BİLGİYE ULAŞMAK KONUSUNDA BİR KAYNAK YARATMAK İSTİYORUZ”

Obezitenin sadece bir iradesizlik sorunundan kaynaklandığı gibi yanlış algıların yaygın olduğunu vurgulayan Bahadır, Bu İş Sandığından Büyük kampanyasının amacını şöyle açıkladı:

“Biz de bu kampanyamız kapsamında, doğru bilgiye ulaşmak konusunda bir kaynak yaratmak, obezite ile ilgili farkındalık düzeyini artırarak hekim desteği almalarının önemini vurgulamak amacıyla “Bu İş Sandığından Büyük” (buissandigindanbuyuk) internet sitesini kurduk. Obezite ile ilgili doğru bilgileri barındıran bir kütüphane olarak konumlandırmak istediğimiz bu internet sitesi; hekimler ile çekilmiş bilgilendirici videolar, güncel literatürler doğrultusunda hazırlanan makaleler, ilham verici içerikler ile sürekli zenginleşmeye devam edecek. Sağlıklı bir nesil yaratmak ve obeziteden kaynaklı sağlık yükünü hafifletmek için böyle kampanyaların ve bilgilendirici platformların önemli olduğunu düşünüyoruz.”

GÖKŞEN: “OBEZİTE VE YAN HASTALIKLARININ TEDAVİ MALİYETİ, ÜLKEMİZDE TOPLAM SAĞLIK HİZMETLERİ MALİYETİNİN %11’İNDEN FAZLASINI KAPSIYOR”

Obezitenin bireylerin üzerinde yarattığı sağlık yüklerinin yanında ekonomik yükleri olduğunu da vurgulayan Novo Nordisk Türkiye Pazara Erişim ve Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü Esra Gökşen, “Obezite, birden çok faktörden etkilenen ve onlarca yan hastalığa ve komplikasyona neden olabilen komplike bir hastalıktır. Bu komplike hastalığın bireyin üzerinde yarattığı sağlık yüklerinin yanında ekonomik yükleri de bulunmaktadır. Obezite ve sebep olduğu yan hastalıkların tedavi maliyeti, ülkemizde toplam sağlık hizmetleri maliyetinin %11’inden fazlasını ve SGK harcamalarının %15 kadarını kapsıyor” şeklinde konuştu.

GÖKŞEN: “%13 ORANINDA KİLO KAYBEDİLMESİ DURUMUNDA TİP 2 DİYABET RİSKİ %41 AZALDIĞI GÖRÜLDÜ”

“Obezitenin kalp damar hastalıklarından solunum hastalıklarına kadar hayati riskler yaratan ciddi etkileri var. Bu da hastaların hayat kalitesini büyük oranda etkiliyor” açıklamasını yapan Gökşen, sözlerine şöyle devam etti:

“Fiziksel etkileri bakımından günlük işleri yapmakta zorlanma, bedensel yükün artması nedeniyle ağrı çekme gibi onlarca soruna sebep oluyor. Fiziksel etkilerin çok çeşitli olmasının bir sonucu olarak da hem tedavi sürecindeki maddi yük artıyor hem de çalışma hayatını sekteye uğratarak ekonomik özgürlüğün kısıtlanmasına neden olabiliyor. Bir yıl içinde sağlık nedenli gerçekleşen iş gücü kaybının 1/3’ü obezite ve ilişkili durumlar nedeniyle gerçekleşiyor. Oysaki kilo vererek bu risklerin ciddi oranda azaltılması mümkün. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre, başlangıç kilosundan ortalama %13 oranında kilo kaybedilmesi durumunda Tip 2 diyabet riskinde %41, uyku apnesi riskinde %40, hipertansiyon riskinde %22, dislipidemi riskinde %19 ve astım riskinde %18 azalma sağlandığı görülmüştür.”

OBEZİTE NEDEN BİR HASTALIK OLARAK GÖRÜLMELİDİR?

Toplantıda önemli bilgiler paylaşan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, obezite konusunda bireysel ve toplumsal bilinçlenmenin önemine dikkat çekti. 

Prof. Dr. Kıyıcı, obezitenin sadece dış görünüşü etkileyen, kozmetik bir problem olmadığı ve iradesizlik sonucu ortaya çıkmadığı bilgilerinin altını çizdi. “Görülme sıklığı, gelişiminde rol oynayan çoklu etkenler ve bireylerde sebep olduğu psikolojik ve fiziksel yük göz önüne alındığında, obezitenin aslında sanıldığından daha büyük bir sağlık sorunu olduğunu söyleyebilirim” şeklinde konuşan Prof. Dr. Kıyıcı, sözlerine şöyle devam etti:

“Kronik bir hastalığın belirti ve bulgularına sahip olması, vücudun bazı fonksiyonlarının normal işleyişinde bozulmaya neden olarak birçok yandaş hastalığı tetiklemesi ve organ hasarına neden olması, obezitenin kronik bir hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.”

OBEZİTEYİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER NELER?

Peki, obeziteyi tetikleyebilen faktörler neler? Prof. Kıyıcı konu ile ilgili şunları söyledi:

“Obezitenin ortaya çıkmasında; yaş, cinsiyet, aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz bir yaşam tarzı, hormonal ve metabolik faktörler, genetik faktörler, sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaçlar, ekonomik ve sosyo-kültürel faktörler ve psikolojik problemler gibi etkenleri sayabilirim.”

PROF. DR. KIYICI: “TEDAVİDE MUTLAKA HEKİM DESTEĞİ ALINMALI”

Bu karmaşık etkenlerin yanında sebep olduğu yan hastalıklar nedeniyle obezitenin önemli bir sağlık yükü oluşturduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Kıyıcı, “Obezite; insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları, kireçlenme gibi eklem hastalıkları, solunum ve sindirim sistemi hastalıkları, bazı kanser türleri, depresyon gibi pek çok sağlık sorununu tetikleyen ciddi bir hastalıktır. Bu nedenle de tedavi sürecinde mutlaka hekim desteği alınmasını gerektirir” dedi.

PROF. DR. KIYICI: “HER BİREYİN TEDAVİ SÜRECİ FARKLIDIR”

Obezite ile mücadelede en önemli anahtarın farkındalık olduğuna dikkat çeken Prof. Kıyıcı, “Obezitenin bir hastalık olduğu ve nasıl bir hastalık olduğu konularında bilinçli bir toplum yaratmak, sağlıklı nesiller oluşturmak için oldukça önemli” şeklinde konuştu ve şöyle devam etti:

“Birçok farklı etkenin tetiklemesiyle ortaya çıkan obezite, tabii ki her bireyde farklı bir durum yaratıyor. Bu noktada bireylerin hekimlerinin yönlendirmeleri ile hareket etmesi çok önemli. Çünkü her bireyin metabolizması, sahip olduğu genetik faktörler, maruz kaldığı çevresel etkenler, içinde bulunduğu psikolojik durum farklıdır. ‘Hastalık yoktur, hasta vardır’ bakış açısı burada da geçerliliğini koruyor.” 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

''Oktay Kurnaz'' Yemekteyiz programının şampiyonu oldu!

''Oktay Kurnaz'' Yemekteyiz programının şampiyonu oldu!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tokat Zile’de dünyaya gelen başarılı şef ”Oktay Kurnaz”; Türkiye’nin önde gelen televizyon kanalı TV8’de yayınlanan ‘Yemekteyiz’ programının şampiyonu oldu.

Başarıya ulaşana kadar birçok zorluklarla karşılaşan şef; aşçılık kariyerine başladığında zor süreçlerden geçerek sağlam adımlarla zirveye doğru tırmandı.

Çocukluğu ve gençliği, aşçılıkla ilgili eğitim almadan önceki dönemde geçti bu yüzden başlangıçta, mesleği öğrenmek için çeşitli işlerde çalıştı ve kendi kendini yetiştirdi.

”Oktay Kurnaz”; aşçılık kariyerine başladığında, sadece lezzetli yemekler yapmakla kalmadı, aynı zamanda çalıştığı ve var olduğu tüm kurumlarda saygı ve bilinirlik edinmek için büyük çabalar harcadı.

Tüm bu süreçte, iş yerlerindeki rekabet ve zorlu çalışma koşullarıyla karşılaşan ”Oktay Kurnaz”; zaman zaman, düşük maaşlar ve uzun çalışma saatleri gibi zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldı.

Şampiyon şef ”Oktay Kurnaz”ın; azmi ve tutkusu, onu başarılı bir şef haline getirdi. Zorluklarla karşılaştığı durumlarda hiç pes etmedi ve sürekli olarak kendini geliştirmeye, yenilemeye devam etti. Kendi tarzını ve lezzetlerini geliştirirken, aynı zamanda yemeklerini tadan herkesin kalplerine dokunacak lezzetler yapmaya da odaklandı.

 ”Oktay Kurnaz”; geçtiğimiz günlerde TV8 de yayınlanan, 5 gün süren ve yarışmacı oylarıyla belirlenen ‘Yemekteyiz’ programının şampiyon şefi oldu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.